18 Mart 2014 Salı

İYİKİ DOĞDUN GÖZLERİMİN İÇİNİ GÜLDÜREN ADAM...

EŞCAĞAZIMIN DOĞUM GÜNÜSÜ:)
evliyken kutladığımız ilk doğum günümüz malum geçen sene hamileliğin verdiği sıkıntıdan dolayı yatak döşek yatıyordum.ilk defa değildi böyle sürpriz yapışım ama bu daha özeldi miniğimiz vardı ve onunla hazırlanmak biraz zaman aldı. sabahtan kızçemin banyosunu yaptır.sonra o uyumak bilmedi tabi saat 15:30 a kadar çaba sarf et uyutmak için...ve sonra üç buçuk saat uyudu tabi:D sağ olsun görümcecim yardıma geldi o dışarıdan alınacak mumları ve pastalayı ayarladı bende ev işleri ve hazırlıklara başladım. poğaça sigara böreği (kocacığım pek sever) pasta çakma kumpir derken yetiştirebildiklerimi yaptım sonra masa hazırlamaya başladım bebekle dışarı çıkamadığımız için evdeki alternaifleri kullandım. şu fotoları atma işm bir hallolsun hemen masanın fotosunu kayayım. size de ufak tefek tüyolar vereyim:D
böyle günlerde bakımlı olmakta gerekli tabiki ben bunun için eşimin daha önce görmedi birazcık şafşatalı bir kıyafet tercih ettim. saçlarada evde çakma maşa yaptık makyajıda abartmamak kaydı ile herşey dozunda ve güzel oldu. tabi bir yandan kocacığımı arıyorum nerede olduğunu öğrenmek ve ona göre hazırlanmak için. holdeki halıyı kaldırdım ve mumları dizdim yürüyüş yolu gibi...



ben bu şekilde yaptım gül yapraklarıda dökecektim fakat fırsatım olmadı :D
siz yapabilirsiniz.mumlara tekme atmayın sakın benim gibi sonra yere dökülenleri temizlemek zor olabiliyor:D masanın üzerindeki taşlar eşcağazımın bana hediye gönderdiği çiçeklerin vazosundaki taşlar:D incide yine nişan çiçeğimdeki inci gül yaprakları yine evdeki güllerden:D
en özel takımlarımı hazırlamaya gayret ettim.poğoça hamurundan baş harflrimizi ve kalplerimizi de yaptık iyi oldu romantizme romantizim kattı:D bu arada pastacı notumu yazmayı unutunca notu yazmak bana düştü. önce bir mektup yazdım ve zarfın üzerine İYİKİ DOĞDUN GÖZLERİMİN İÇİNİ GÜLDÜREN ADAM...ben bu sözü onu tanıdığım günden bu yana dile getiririm.çünkü o benim gözlerimin içini güldürmeyi her koşulda başaran yakışıklı kahraman:D
fazla sandalyeler kenara atıldı bu gece ikmize özeldi:D












ve işte geliyor benim kralım ve prensesimiz:D
malesef eşim otobüsle işten gelirken rahatsızlanınca holdeki mumları yanmadan gördü ve bozuntuya vermeden kız kardeşini eve götürmek için hasta hasta gittive ben o gelene kadar mumları yaktım. hazırlıkları tamamladım kızımızada alıp gelmesini söyledim bu arada Allah'tan beni ve yemek odasını görmedi:D geldiğinde ikiside şaşkınlıkla girdi içeri tabi pek bir mutlu oldu bitanem:D kızçem de pek bir şaşkındı ve çok heyecan yaptı tokası fln çıkmış erkek gibi de olmuş:D
babayla mum söndürdü ve tabi pastayı avuçladı :D zaten masanın üzerindekiler tam onluktu saldırmalık:D bu arada gece boyu çalan kapıyı ve telefonları açmadık bazen hayatımızdan bazı şeleri bir iki saat de olsun çıkarıp baş başa ailecek kalmakta fayda var:D zile basanlarda aaryanlarda arkadaşlardı hatır gönül meselesi olmadı yani espri olsun diye yapıyorlardı kendilerince rahatsız edeceklerdi ama başaramadılar işte:D
babası minik prensesimizi uyutuverdi sağ olsun çay olmazsa olmazım demini alınca başbaşa kutlamaya devam ettik. güzel bir gece geçirdik fonda bizim şarkımız O GÜNKİ GÖRDÜM SENİ YAKTIN AH YAKTIN BENİ.....
daha iyi fikirlere her zaman açığım acele ile yazdım malum kızçemin uyku saati yeni bir postta görüşmek üzere ALLAH'A EMANET OLUN...


1 Nisan 2012 Pazar

Ey yar...
Hasretin çöktü yine geceye...içim yine bir başka hal aldı özleminle...meğer sen yokken ne boşmuş herşey...Geldin girdin gönül bahçeme...çiçekler açtı bir adımınla bu çorak topraklarda... bir tebessümün yetti gönül hanemde baş tacım olmana...Özleminde ayrı bir güzel biliyormusun Yar?...Sana kavuşma ümidim ile birleşince..Artık yollar nereye gidersem gideyim hep senin sokağına çıkar oldu..Hüznüm bile adın geçince kaybolur oldu..Sensin yar benim başım sonum...Evvelim,ezelim ve ahirim....Önce yüce Allah'ın izni..ve dualarımızla  ile inşAllah...SbrFrk..

eşya maceralarımız:))

cuma akşamı iş çıkışımı yaptıktan sonra frk geldi, beni aldı ve eve gittik.ertesi gün gelecek olan eşyaları yerleştirmek için sabah erken gitmeyi düşünürken hiçbir şey düşündüğümüz gibi olmadı::):) sabah kalktık saat 10:00 suları ama eşyaların gelmeye niyeti yok hala.. beklenen telefon gelmedi bir türlü..Frk'a hadi ya ara çabuk gelsin ısrarlarım üzerine aradır vee saat 18:00 da geleceğini öğrenmesi üzerine... ben tabi :(:(:(Yapacak birşey kalmayınca  güzel bir cumartesi kahvaltısı hazırladık...Tabi sofrada  ne ararsan var:)) iş olmadığı için ve eşyalar gelemediği için keyif günüydü bu cumartesi benim için:)
Saat 16:00 suları ümraniye dudullu yollarını tuttuk ama saat 17:30 da orada olduk:(Sıkıcı İstanbul trafiği bizi yollarda telef etti:(( eve geldik 18:00 da gelmesi beklenen eşyalar 19:30 da geldi... heyecan içinde tek tek açılan ve montajı yapılmaya çalışılan mobilyalar ve unutulan,eksik gelen parçalar :(:( herşeye rağmen gelen mobilyaların parçaları birleştikçe artan heyecanımız:)tabi bu arada eşyaların alınması aşamasında yaşanan kararsızlıklıklarım:) Frk tarafından netleşti hep ..ama garibim  bu konuda çok yorulmasına rağmen hep ne istiyorsam onun olmasını istedi..Canım yaa anlayışlı sevgilim:)..Çok şükür herşey ortak bir fikirle alındı... kafamda canlandırdığımdan daha güzel oldu.. insanın emeğini görmesi gerçekten kayda değer bir mutluluk:):) soğukta üşürsün diyen annecik ve babacıka rağmen orda oldum:):) tabi çay olmazsa olmazımızdır malum:):) gelen çaydaklık ve bardaklar üzerine çayımızı da yaptık kombiyi de açtık ısınmamızı sağladık:):) saat 24:00 e gelmek üzere herşey toparlandı boş kutular bodruma yerleştirildi..kalan parçalar pazartesi yada çarşamba birleşmek üzere bizim gibi bir süreliğine ayrıldı:(:( her defasında Allah a ne kadar şükretsemde azdı bunu iyi biliyorum..ama herşey çok güzel inşAllah kalan eşyalarda tamamlanır ve evimizi yerleştirir geriye  kalan hazırlıklara başlar  kısa süren ayrılığın ardından huzura kavuşuruz:):) Rabbim huzurumuzu bozmasın bizimle birlikte herkesinde... eksik olan herşey tamamlanır yeterki kalblerimizdeki sevgimiz eksik olmasın....

30 Mart 2012 Cuma

KADINLAR İÇİN GENÇ KALMANIN SIRLARI:)

Güzelliğin ana reçetesini KAVGADAN KAÇINMAKTIR. Çünkü:
Kavga, kadını çirkinleştirir: Asık yüzlü bir kadın, güzel görünebilir mi?
Kavga, kadını erken yaşlandırır: Her üzüntü, yüze bir minik bir çizik olarak yerleşiyor; çok kavga ettiğinizde yüzünüz çabuk kırışır.
Kavga, kadını yorar: Kavga sırasında yüksek bir enerji gelir; fakat kavga sonrası kadın birden tükenir, yaşam enerjisi azalır.
Kavga, kadını hasta eder: Gerginlik baş ağrısı yapıyor; bel ya da boyun fıtığının en büyük sebebi de stres.
Kavga, kadının saçlarını döker: Erkekle mücadele, kadında, erkeklik hormonuna artırıyor, bu da kadında saç dökülmesine sebep oluyor.
Kavga, kadını aptallaştırır: Kadın konuşurken sonuçlarını doğru hesap edemez; en çok kendi üzülür, en çok kendi zarar görür.
Kavga, kadını yalnızlaştırır: Kavga, kadını sevdiğinin gözünden düşürür; kadın bazen kocasıyla aynı evde, aynı yatakta yalnızdır; bazen kocaman bir evde tamamen yalnız kalır.
Akıllı bir kadın, önce kendi için, beden ve ruh sağlığı ile mutluluğunu düşünerek kavgadan kaçınır.
"Kavga kafamda hiç bitmiyor." demişti bir hanım, eşiyle tartıştıktan sonra ki ruh halini anlatmak için. Kendi halini anlatırken aynı zamanda, kadınların kavga sonrası halini de pek güzel özetlemişti farkında olmadan.
Kadın erkek farklılıkları hayatın her alanında kendini gösterir. Farklılığın ortaya çıkmasında en önemli etken, beynimizi kullanma tarzımızdır. Kadınlar daha çok beynin duygusal merkezi olan sağ tarafı kullanırken, erkekler mantık tarafı olan sol tarafı kullanırlar.
Bu farklılık; kavga öncesinde de sonrasında da çok fazla kendini belli eder. Tartışma esnasında kadın detayları konuşur, erkek sonuca bakar. Çok ciddi bir tartışma değilse iki tarafta sustuğunda erkek için olay bitmiştir. Fakat kadınlar basit bir tartışmayı bile kolay kolay kafasında bitiremez. Konuşulan konular, kadının kafasında döner de döner. Kafada kelimeler doğurur da doğurur. Geçmişte yaşadıkları tatsızlıklar gelir aklına, aynı şeyler için bir kez daha üzülür. Gelecek kaygıları bastırır, evliliği ile ilgili ümidi tükenir.
Kavga; erkek için acı bir yemekse, kadın için zehirdir.
O halde kadın, hem kavga çıkarmaktan kaçınmalı hem de çıkacak olan kavgaya engel olmak için elinden gelen gayreti göstermeli. Kadına yaratılıştan bu yetenek de verilmiş.
Fakat günümüzde kadınlar kavga etmekten kaçınmadıkları gibi, kavga çıkarmaya da gayet meyilli davranıyorlar.
Kadınlar eşitlik davası ile kışkırtılarak, "Eziliyorsun, kavga ede ede hakkını alacaksın." diye yönlendiriliyorlar. Öyle ki kavga, günümüz kadının, yaşam dili, olmuş nerdeyse.
Kadın sevilmek istiyor; kavga ediyor.
Kadın ilgi istiyor; kavga ediyor.
Kadın anlayış istiyor; kavga ediyor.
Bir kaç gün önce Haber 7 de bu sayfalarda çıkan bir haber vardı: Evliliği dır dır bitiriyor
"Ne aldatma, ne şiddetli geçimsizlik ne de aşkın bitmesi. ABD'de yapılan araştırma boşanmaların büyük çoğunluğunun 'dırdır'dan kaynaklandığını ortaya koydu.
New yorkta bir merkezde Davranış Bilimleri ve Psikoloji Bölümü Başkan Yardımcısı olan Scott Wetzler, bu açıklamayla birlikte "kadınlar neden 'dır dır' eder? sorusuna da şu yanıtı veriyor: "Karşısındaki kişilerden istedikleri şeyi alamayacağını düşünen kadınlar, bu kez düzenli bir şekilde ısrar ederek bunu gerçekleştireceklerine inanıyorlar. Aslında bu bir kısır döngü. Çünkü 'dır dır' her şeyi başa döndürüyor."
Batı, baktı aile kurumu çöküyor, kadınlara verilen gazları çekmeye başladı. Kadınları erkeklerle eşit yapmaya uğraşırken, ne kadar kavgacı yaptıklarını daha yeni fark ettiler, geçmiş ola. Şimdi batı; başarılı, kariyer sahibi, yalnız ve mutsuz kadınları aile yuvasına sahip çıkmaya çağırıyor. "Susun" diyor kadınlara "biraz susun" "gitmez bu evlilik hayatı erkeklerle böyle kavga ederek" diyor.
Fakat kadınların çoğu, kavganın bunca zararına rağmen "susun" diyeni sevmiyorlar. Nerde kavgayı kışkırtan varsa, onu dost zannediyorlar. Ağaçtan düşmüş yaralı bir kuş gibiler, dostu düşmanı ayırt edemiyorlar, yardım etmek isteyeni gagalıyorlar.
Hayat kullanım kılavuzumuz, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerîm de bize "Evin reisi erkektir; iyi kadınlar eşlerine gönülden saygı gösterenlerdir." (Nisa 34. âyet ) buyururken mutluluğun reçetesini de vermiş zaten Yaradan. Batı hidayete erecek galiba yavaş yavaş, Kur'an-ı Kerîm'e geliyor; daha doğrusu ilim batıya Kur'an-ı gösteriyor. İnşaallah bu batı sevdamızla onlar İslam'a gelirken biz gitmeyiz.
Batı, bu vesile ile şunu da kabul etmiş oluyor: Aşkın en büyük düşmanı evlilik değilmiş; aşkın en büyük düşmanı, kavga gürültüymüş.
Yazının başına dönersek, kadının güzellik ve mutluluk reçetesi "Kavgadan Kaçınmaktır."
Bunun için "Kavgadan kaçınma diyeti" yapmak gerekiyor:
Diyetimizin ana şartları "asık yüz yok, eleştiri yok, suçlama yok, savunma yok, şikayet yok" Bunlardan uzak durun.
"Tatlı dil, güler yüz, takdir ve teşekkür serbest." Bolca kullanabilirsiniz.
Erkek tarafından çıkarılacak kavgaları önlemek için de "kibarca susma hapı" kullanın. Hapın kısa vadede biraz yan etkisi vardır; nefse ağır gelebilir, gurur, kibir ayaklanabilir; fakat bu tepkileri bastırırsanız, hapın faydasını çok göreceksiniz. Bu hap, sizi uzun vadede zarardan koruyacaktır. "Kibarca susma hapı" nın başka hiçbir yan etkisi yoktur, tamamen doğaldır ve çoğunlukla işe yarar.
Biliyorum yine "kavga sever kadınlar" itiraz edecekler: "Erkeklerin hiç mi suçu yok? Kavgayı hep kadınlar mı çıkarıyor? Saygı duyacak erkek yok, kötü kocayla da mı kavga etmeyeceğiz?..." diyecekler. Bu soruların cevabını ben vermeyeyim, siz kendiniz bulun. Şu yukarıda verdiğim diyeti bir uygulayın, hanımlar. Merak etmeyin ölmezsiniz. Garanti veriyorum, zarar görmeyeceksiniz.
Fakat belki "çok sevilen, çok güzel bir kadın olacaksınız." Denemeye değmez mi?
...alıntı..

29 Mart 2012 Perşembe

öyle güzel bakmıştınki kalbime...nefesim duracak sanmıştım o an... elim eline değdiğinde kalbim atmayı bıraktmıştı .. hiç kimse değilken hayatımda herşey oluverdin..ben anlayamadım..dilimde tek dua vardı Rabbim sevgimi kaldırabilecek benden de çok sevebilecek sevgili nasip et bana... sen o duaların kabulü yağmurdan sonra doğan gökkuşağı gibiydin..rengarenk ışıl ışıl sevgi dolu.. "sahi sevgi neydi"... diye sormuştu yaa şoray...?hep acı çekmek mi sevdiğini üzmek miydi.. seven insan katlanır naraları atıp yerden yere vurmak olamazdı sevgi...sevgi senin bana o gün tek bakışında gizliydi..tevekküldü sevgi.. teslimiyetti..sadakatti...hatası ..yanlışı.. doğrusu.. herşeyiyle çıkarsız kabullenmekti..beklemekti sevgi..yar için yaren olabilmek için.. hasretti sevgi..ona her bakışında Yaradan'a şükretmekti.. sevgi Mevla'yı dilden düşürmemekti...Aşk herşey işte onda gizliydi aşk hep tek heceydi Yar...sevgi iki hece..Yar-Yaren.. Aşk oldun en gizlimde... Sevgi oldun sevgili oldun başımın üstünde,kalbimin baş köşesinde....iyikivarsın... sabredip beklediğim...

“Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. 'Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir' diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?..alıntı...